Yerel seçimlere az bir süre kaldı.
29 Mart Pazar günü sandık başına giderek mahalli idarecilerimizi seçeceğiz.
Türkiye’min geleceği hiç olmayacak şekilde biçimleniyor.
Hiç olmayacak şekilde diyorum çünkü bütün çarpıklıklar ortada.
AKP iktidarı bütün hızıyla tüm yurtta oy satın almayı sürdürüyor.
Tüm Türkiye olarak vatandaşlık görevlerimizin olmazsa olmazı olan seçme hakkımızı kullanacağız.
Dürüstlük ve doğruluk içinde, vicdanımızın en rahat haliyle, gururla oyumuzu mutlaka kullanacağız ki, demokrasimiz sağlıklı bir şekilde işleyebilsin.
Yoksa dağıtılan onca kömür, eşya ve bilinen ya da bilinmeyen benzeri zerzevat boşa gider.
Yazık değil mi halkın cebinden çıkan bunca paranın ziyan olmasına.
Üstelik bütün dünyada yaşanan kriz ve işsizlik varken.
(Gerçi bizi teyet geçmiş…)
Yeni iş imkanları ve hizmetlere harcanacak onca para, oyunuzu almak için kullanılıyor.. Yazık olur valla yazık; Allah çarpar adamı…
Gerçi günümüzde partilerin önemi kalmadı, liderler önem taşıyor.
Kime sorsanız, “Falanca iyi, filanca kötü” ya da “İnanıp güvendiğim lider yok” tarzında cevaplar veriyor. Kişilere dayalı siyaset güdülüyor. En avantacısı, en iyi mal mülk ya da ne bileyim kömür dağıtanı elzem olmuş, “Acaba bana da kırıntısı düşer mi!” diye peşinden koşuluyor. Hayırlı olsun Türk demokrasisine.
***
Kitleler fikirleriyle siyasi partilerin yanında yer almayı bırakmış, avantanın peşinde koşturuyor. Ama haklılar. Ellerini çabuk tutmaları lazım, çünkü seçim gününe şunun şurasında ne kaldı. Kaptın kaptın. Sonrası toz duman. Çünkü sonrasında kriz var, işsizlik var, açlık var, var da var…
Maalesef günümüz Türk siyaseti böyle şekilleniyor.
Yapılanları hepimiz televizyonlardan izliyoruz, sonucunu da izlemeye devan edeceğiz…
Avanta dağıtıcılarının hedefleri mi? Önce seçilmek, sonra, sonrası malum zaten…
Olan olmuş, atı alan Üsküdar’ı geçmiş…
Satılık demokrasi kazansın…
***
Bu seçimde siyasi partilerimiz çıkan sonucu iyi değerlendirmeli. Ben yaptım oldu siyasetini bir kenara bırakıp düşünce ve ideolojilerini sonuna kadar savunup, kişi hak ve özgürlüklerine değer verip, korkmadan çizgilerini belirleyip demokrasimizin taşlarını sağlamlaştırıp lider politikasını terk edip, parti merkezli politikalar üretip kitleleri etraflarında toplamaları gerektiğinin farkına varmalılar. İşte o zaman özlemini duyduğumuz demokrasiye kavuşur, kavga yerine güzel günlere ve istikrara adım atabiliriz.
Haydi sandık başına; oyunuzu satın almak isteyen partiye değil, inandığınız ve kendi düşüncelerinize yakın olan partiye verin oyunuzu.
Kararsız kalmayın…
Geçersiz ve boş oy kullanmayın…
Sizi önce aciz hale getirip sonra da dağıttıkları ıvır zıvırla oyunuzu almaya çalışanlara dur demeyi bilin…
Unutmayın yarını ve istikrarı sizin bir oyunuz belirleyecek…
Sadece sizin değil, çocuklarınızın yarınını da…