Okullarımızda Barut Kokusu
Manşet Yorum – 16/04/2026
Türkiye,
son yıllarda eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarıyla toplumsal ruhunun en
hassas yerinden, yani evlatlarının güvenliğinden sarsıldı.
Şanlıurfa
Siverek’te başlayıp Kahramanmaraş’ta bir katliama dönüşen son saldırılar,
meselenin sadece bir güvenlik zafiyeti olmadığını; toplumsal bir çürümenin ve
kontrolsüz bireysel silahlanmanın, yetersiz ve eksik eğitimin acı bir sonucu
olduğunu göstermektedir.
Eğitim
sistemimizin bir "yap-boz" oyununa dönüştüğü bu dönemde, okullarımız
ne yazık ki uzak ülkelerde izlediğimiz katliam sahnelerinin asıl mekanı haline
geldi.
Dijital
dünyada yapay zekayı ve geleceği konuşurken, gerçek dünyada çocuklarımız öfke
nöbetleri ve barut kokusuyla yüzleşiyor.
Son 3
yılda basına yansıyanlar
Son üç
yılda okullarımızda yaşanan ve "nerede hata yaptık?" sorusunu sormak
için çok geç kaldığımızı gösteren olaylar sinsilesi şöyle:
·
15 Ocak 2024 (İzmir - Karşıyaka): 8.
sınıf öğrencisi, kendisini uyaran öğretmenine zincirle saldırarak şiddetin
dozunu gözler önüne serdi.
·
12 Mart 2024 (Kayseri - Melikgazi):
Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi’nde bir veli yakını, disiplin işlemi yapan
idareciyi odasında darp etti.
·
18 Nisan 2024 (Kocaeli - Gebze):
Atatürk Anadolu Lisesi'nde 11. sınıf öğrencisi, tartıştığı öğretmenine bıçakla
saldırdı; öğretmen ağır yaralandı.
·
7 Mayıs 2024 (İstanbul - Eyüpsultan): Özel
Final Akademi Lisesi’nde eski öğrenci Y.K., okul müdürü İbrahim Oktugan’ı
tabancayla vurarak katletti.
·
22 Mart 2025 (Adana - Seyhan):
Dışarıdan giren kimliği belirsiz kişiler, nöbetçi öğretmeni bahçede bıçakladı.
·
10 Haziran 2025 (Ankara - Çankaya):
Okuldan atılan bir öğrenci, müdür yardımcısının odasına molotof kokteyli attı. Şans
eseri can kaybı yaşanmadı.
·
15 Eylül 2025 (Bursa - Osmangazi): Okulun
ilk gününde "yan bakma" kavgası nedeniyle bir 10. sınıf öğrencisi
bahçede bıçaklanarak hayatını kaybetti.
·
24 Ekim 2025 (Kocaeli - Darıca): Ressam
Osman Hamdi Bey Ortaokulu’nda bir veli ve yakınları, öğretmen Murat Ş.’yi
sınıfın içinde darp etti.
·
23 Aralık 2025 (Mersin - Anamur): Rüştü
Kazım Yücelen Ortaokulu’nda 12 yaşındaki bir çocuk, okul müdürü Ender Kara’yı
tüfekle vurarak ağır yaraladı.
·
12 Ocak 2026 (Ankara - Mamak): Bir
veli, not tartışması nedeniyle öğretmeni öğrencilerin gözü önünde ağır şekilde
darp etti.
·
18 Şubat 2026 (İzmir - Konak): Okul
çıkışında çıkan silahlı çatışmada bir öğrenci hayatını kaybetti, ikisi ağır
yaralandı.
·
2 Mart 2026 (İstanbul - Çekmeköy):
Taşdelen Borsa İstanbul MTAL’de öğretmen Fatma Nur Çelik, bir öğrencisi
tarafından sınıfta bıçaklanarak öldürüldü.
Ve son
iki olaya gelindiğinde;
·
14 Nisan 2026 (Şanlıurfa - Siverek): Ahmet
Koyuncu MTAL'de eski öğrenci Ö.K., pompalı tüfekle rastgele ateş açarak 16
kişiyi yaraladı ve ardından intihar etti.
·
15 Nisan 2026 (Kahramanmaraş -
Onikişubat): Ayser Çalık Ortaokulu’nda 8. sınıf
öğrencisi İsa Aras Mersinli, babasının silahlarıyla iki sınıfı taradı. Olayda 9
kişi (8 öğrenci, 1 öğretmen) hayatını kaybetti; saldırgan ise engellenmek
istenirken aldığı yaradan dolayı yaşamını yitirdi.
Bu
olaylar, sadece birer "asayiş vakası" değil, güzel yarınlar için
büyüttüğümüz umudun kalbinden vurulması ve geleceğimizin avuçlarımızdan uçup
gitmesidir.
Çocukların
babalarının silahlarına bu denli kolay erişmesi ve bu silahları okullarda
kullanması, toplumsal bir infialdir.
Eğitimciler
ve veliler, okulların artık güvenli limanlar olmamasından dolayı büyük bir korku
ve panik içindedir.
Çözüm
İçin Atılması Gereken Adımlar
Bundan
sonra benzer acıların yaşanmaması için radikal kararlar alınması zorunludur:
Bireysel
Silahlanmaya Sıkı Denetim:
Evlerdeki silahlara çocukların erişimi engellenmeli, ruhsatsız silahlanma ve
denetimsiz silah satışı konusunda en ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Şiddet
Dolu Bilgisayar Oyunlarına Dur:
Bireysel ya da toplu olarak oynanan, silah kullanımıyla ve sürekli ve seri
şekilde öldürme refleksi kazandıran oyunların denetim ve kontrol altına
alınması, mümkünse çocukların bu tür oyunlara ulaşımının engellenmesi şarttır.
Okul
Güvenliği ve Altyapı:
Okullar, sadece fiziksel engellerle değil, profesyonel güvenlik birimleri ve
teknolojik izleme sistemleriyle korunmalıdır.
Psikolojik
Destek ve Rehberlik:
Öğrencilerin yaşadığı öfke nöbetlerini ve psikolojik sorunları erkenden tespit
edecek "Eğitim Psikolojisi" birimleri aktif hale getirilmelidir.
Caydırıcı
Mevzuat:
Öğretmenlere ve eğitim kurumlarına yönelik her türlü saldırı, "kamu
hizmetini engelleme" ve "cana kasten saldırı" kapsamında en üst
sınırdan cezalandırılmalıdır.
Sosyal
Uyum:
Eğitim sistemi, sadece sınav odaklı olmaktan çıkarılmalı; çocuklara öfke
kontrolü, empati ve şiddetsiz iletişim becerileri kazandırılmalıdır.
Okullarımızda
barut kokusu ve silah sesleri değil, yeniden kitap kokusu ve çocuk seslerinin
yankılanması için acil önlemler alınmalı, toplum olarak bu çürümeye karşı
birlikte mücadele vermeliyiz.
Bu
yaşananları münferit bir olay olarak göremeyiz. Yok olan sadece kontrolden
çıkmış evlatlarımız değil. Gerçek anlamda yarınlarımızın çöküşüdür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder