Yerel İrade, Yargısal Vesayet ve "Mutlak Mutlan" Baskısı
Manşet Yorum – 22/04/2026
Türkiye,
modern siyasi tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçerken; hukuk, bir
denetim mekanizması olmaktan çıkıp siyaseti dizayn etmenin en keskin
enstrümanına dönüştürülmüş durumda.
İktidarın,
ana muhalefet partisi CHP’yi sindirme ve siyaset sahnesinden silme stratejisi;
belediye başkanlarının hedef alınması, somut delil olmaksızın gerçekleştirilen
tutuklamalar ve yaratılan sistematik baskı ortamı sadece kişilerin değil,
topyekûn halk iradesinin ve yerel demokrasinin tasfiyesi anlamına gelmektedir.
Belediye
başkanlarının ellerinde gerçekçi hiç bir delil olmaksızın cezaevlerine
kapatılması, bu mutlak baskının somut bir sonucudur. Burada amaç sadece bir
yöneticiyi görevden uzaklaştırmak değil, "sıra
size de gelecek" mesajıyla tüm muhalif unsurları felç etmek, korku
iklimini kalıcı hale getirerek toplumu mutlak bir boyun eğmeye zorlamaktır.
Bursa,
bu baskı politikasının en dramatik sahnelerinden birine tanıklık ediyor.
Yılların emeği ve halkın tercihiyle göreve gelen Mustafa Bozbey’in
tutuklanması, yerel demokrasinin nasıl bir "suç
yaratma" fabrikasına kurban edildiğinin açık kanıtıdır.
Bursa
gibi, Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden birinde, halkın değişim talebinin
yargı yoluyla cezalandırılması, iktidarın kaybetmeyi kabullenemeyen refleksinin
bir dışavurumudur. Bozbey şahsında
cezalandırılan, aslında Bursalıların sandığa yansıyan iradesidir. Somut
deliller yerine niyet okumalar ve zorlama dosyalarla yürütülen bu süreç,
hukukun siyasete feda edildiği bir infaz düzenini ortaya koymaktadır.
Tutuklu Bir Cumhurbaşkanı Adayı ve Demokrasi Ayıbı
Siyasal
mühendisliğin zirvesi ise kuşkusuz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve
Türkiye’nin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun
tutukluluk halidir. Bir Cumhurbaşkanı adayının demir parmaklıklar ardına
konulması, Türkiye’nin uluslararası alandaki demokratik meşruiyetine vurulan en
ağır darbedir. İmamoğlu’nun tutukluluğu, iktidarın seçimle yenemediği rakibini "hukuk dışı yollarla" saf
dışı bırakma çabasıdır. Bu durum, Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaktan
uzaklaşıp, yargının sadece siyasi rakipleri elemek için kullanıldığı bir yapıya
evrildiğini tüm dünyaya ilan etmesidir.
Bugün
Türkiye’de belediye başkanları üzerinden yürütülen bu operasyonlar, CHP’yi ve
muhalefeti sadece belediyelerde değil, genel siyasetten de silme hamlesidir. "Mutlak mutlan" baskısı
altında, delilsiz tutuklamalar ve yapay suç dosyalarıyla inşa edilen bu düzen,
sürdürülebilir değildir.
Tarih
göstermiştir ki; yargı eliyle yapılan siyasi mühendislikler, halkın vicdanında
her zaman ters tepmiş ve mağdur edilen liderleri daha güçlü bir şekilde zirveye
taşımıştır.
Halkın
iradesi ne Bursa’da, ne de İstanbul’da dört duvar arasına sığdırılamaz.
Adalet,
bir gün herkese lazım olduğu gibi, bugün onu bir silah olarak kullananlara da
lazım olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder